Balkanskidom - Göç edemeyeceğiniz tek adres...  

Geri git   Balkanskidom - Göç edemeyeceğiniz tek adres... > Dom altında her şey yerli yerinde > Seljak muhabbeti > Münazara, Münakaşa, Felsefe ve Edebiyat
Yardım Seljak Listesi Radio and TV Forumları Okundu Kabul Et

Münazara, Münakaşa, Felsefe ve Edebiyat Balkanlarda felsefe ve edebiyat...Münazara da mümkün tabi...

   

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 27. May 2009, 19:53   #1
Kleshtina
Prvi seljak
 
Kleshtina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 196
Seljak 45 Mesaj için 68 Teşekkür aldı.
This message has been thanked: 1 times
Seljak 3 Mesajda 4 Defa Eksilendi!
This message has been groaned: 1 times
Kleshtina is on a distinguished road
Milliyetçilik Nedir ?

sanırım tarih itibari ile buu Balkan Halklarını yakından ilgilendiren bir sorun.. size göre milliyetçilik nedir ?

Milliyetçilik; Kendi kültürünü, toprağını, köyünü, vatanını, kendi büyüklerini atalarını, tarihini sevmektir..Bunları gerçekten seversen onları savunma için (silah ve para gibi) başka hiç bir şeye ihtiyacın kalmaz..işte bu milliyetçiliğe Kültür Milliyetçiliği denir..bence gerçek milliyetçilikte budur..

Irkçılıksa saçma bir hayaldir.. eğer hitler başarabilseydii. ari ırk deyip insan ırkını tek tipleştirebilseydi.. insanlık türlü genetik hastalıkların eline düşer yok olurdu.. Tarihte Hitler dönemi hariç Milliyetçiliğe ırk yönünden bakan pek olmamıştır..
Kleshtina isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 26. November 2009, 21:19   #2
balzac
Prvi seljak
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 39
Seljak 4 Mesaj için 7 Teşekkür aldı.
This message has been thanked: 2 times
Seljak 0 Mesajda 0 Defa Eksilendi!
balzac is on a distinguished road
Cevap: Milliyetçilik Nedir ?

Milliyetçilik nedir? Etnisite nedir?


Doç. Dr. Suavi Aydın (Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü)

Somut örneğini Fransız Devriminde bulan Aydınlanma felsefesinin ulus ve ulus-devlet anlayışı ile 19. yüzyıl Alman modelinde somutlaşan ulus-devlet anlayışı farklıdır. Aydınlanma'nın tabii hukuku ile çerçevesi çizilen "hak" kavramı ulus-devlet çerçevesi içinde başka bir "hak" anlayışıyla yer değiştirmeye başlar. Etnisite, belirli değerler ve nitelikler yüklenmiş bir soyun tarih içinde ilerleyişi olarak kurgulandığı vakit, "hayalî bir cemaat"in "hayalî cevheri" olmaktan öteye bir anlam taşımaz. Ancak, milliyetçilik bu sanal cevhere bağlayabildiği bütün halkları akraba, hatta kendinden sayar, onun tarihini ve coğrafyasını da kendisine ilhak eder. Bunun en ifradî örneklerini son zamanlarda gazetelerde çıkan "DNA analizleri"ne bağlı "bilim haberleri"nden izliyoruz.

Kabaca milliyetçiliğin iki temel özelliğinden söz edebiliriz. Birincisi, bu ideolojinin, kendi öznesi saydığı bir "ulus"un, eğer bir devleti yoksa devletine kavuşmasını, devleti varsa bu devletin bekâsını hedeflemesidir. İkinci temel özellik, milliyetçiliğin kendisini sözcüsü saydığı "ulus"u ötekilerden ayırt ettiğini varsaydığı özellikleri yüceltmesi, kendisine bir "üstünlük" atfetmesidir. Dolayısıyla milliyetçilik, öncelikle kendisine "düşmanlar" bulmak zorunda, sonra da bu düşmanlarla yahut bütün "öteki"lerle "farklarının" altını çizmek durumundadır. Bu bir tür etnosantrizm olmakla birlikte, daha önceki etnosantrizmlerden oldukça farklı bir biçimde, "öteki" ile ilişkisini bir acaib-i mahlûkat mitleştirmesinin çok ötesinde tarihsel öncüllerle besleyerek resmî ve somut bir "düşmanlık" esasına oturtmasıdır. Bu düşmanlık imgesinin yönlendiricisi, basit bir "bizden değil" belirlemesi değil, mevcut ya da muhayyel ulus-devlet'in "çıkar(lar)ı"dır. Ulus-devlet çağının bu "sistematik düşmanlık" üretimini mümkün kılacak teknolojik ve iletişimsel araçları vardır ve bu "ulusal çıkar"-düşmanlık ilişkisi, tarihin görmediği kitlesel soykırımları ve savaşları olağan hale getirmiştir. Ulus-devletlerin hâkimleri, Hannah Arendt'in sözleriyle, "önceki yüzyılların ölçütleriyle değerlendirecek olursak, düpedüz cinnet halindeki güçler"dir (1).

Aydınlanma felsefesinde ulus ve ulus-devlet anlayışı
Düşünsel kaynakları Aydınlanma felsefesinde bulunan ülkesel (territorial) ulus-devlet fikriyle 19. yüzyılda kuramsal ve pratik olarak somutlaşan ulus-devlet(ler) modeli, hem fikrî temelleri bakımından hem de ikincinin oluşum ve uygulamaları dikkate alınarak ilkinin kurguladığı yapıyla karşılaştırıldığında, büyük farklar göstermektedir.
Büyük Fransız Devrimi ile somut bir örneğine kavuşan Aydınlanma'nın devlet telâkkisi, esasen Devrim öncesi Avrupası'nın mutlakiyetçi ve meşruluğunu dinden alan devlet biçiminin antitezini oluşturmaktadır. Temel kaygı, bu biçimin dayandığı "kutsalları" tasfiye etmek ve yerine "aklın ilkeleri"ni ikame etmektir. Aydınlanma, bu bakımdan tam bir demistifikasyon sürecidir. Kutsalların tasfiye (...)

Yazının tamamını Bilim ve Gelecek dergisinin
49. sayısında bulabilirsiniz
__________________
“güzelde nesnel bir nitelik vardır ama bu niteliğin göstergesi bizim bakışımızla verdiğimiz onaydır”
balzac isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 26. November 2009, 21:20   #3
balzac
Prvi seljak
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 39
Seljak 4 Mesaj için 7 Teşekkür aldı.
This message has been thanked: 2 times
Seljak 0 Mesajda 0 Defa Eksilendi!
balzac is on a distinguished road
Cevap: Milliyetçilik Nedir ?

ben makalenin tamamını okudum,burada tamamını vermemiş,eğer ulaşabilirseniz mutlaka okunmalı,geniş bir şekilde işlenmiş
__________________
“güzelde nesnel bir nitelik vardır ama bu niteliğin göstergesi bizim bakışımızla verdiğimiz onaydır”
balzac isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 27. November 2009, 10:41   #4
Kleshtina
Prvi seljak
 
Kleshtina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 196
Seljak 45 Mesaj için 68 Teşekkür aldı.
This message has been thanked: 1 times
Seljak 3 Mesajda 4 Defa Eksilendi!
This message has been groaned: 1 times
Kleshtina is on a distinguished road
Cevap: Milliyetçilik Nedir ?

Öncelikle mesajınıza çok teşekkür ederim.

Ancak Sn. "Doç. Dr. Suavi aydın" 'a katılmadığım noktalar var..


Alıntı:
Kabaca milliyetçiliğin iki temel özelliğinden söz edebiliriz. Birincisi, bu ideolojinin, kendi öznesi saydığı bir "ulus"un, eğer bir devleti yoksa devletine kavuşmasını, devleti varsa bu devletin bekâsını hedeflemesidir. İkinci temel özellik, milliyetçiliğin kendisini sözcüsü saydığı "ulus"u ötekilerden ayırt ettiğini varsaydığı özellikleri yüceltmesi, kendisine bir "üstünlük" atfetmesidir. Dolayısıyla milliyetçilik, öncelikle kendisine "düşmanlar" bulmak zorunda, sonra da bu düşmanlarla yahut bütün "öteki"lerle "farklarının" altını çizmek durumundadır. Bu bir tür etnosantrizm olmakla birlikte, daha önceki etnosantrizmlerden oldukça farklı bir biçimde, "öteki" ile ilişkisini bir acaib-i mahlûkat mitleştirmesinin çok ötesinde tarihsel öncüllerle besleyerek resmî ve somut bir "düşmanlık" esasına oturtmasıdır. Bu düşmanlık imgesinin yönlendiricisi, basit bir "bizden değil" belirlemesi değil, mevcut ya da muhayyel ulus-devlet'in "çıkar(lar)ı"dır. Ulus-devlet çağının bu "sistematik düşmanlık" üretimini mümkün kılacak teknolojik ve iletişimsel araçları vardır ve bu "ulusal çıkar"-düşmanlık ilişkisi, tarihin görmediği kitlesel soykırımları ve savaşları olağan hale getirmiştir. Ulus-devletlerin hâkimleri, Hannah Arendt'in sözleriyle, "önceki yüzyılların ölçütleriyle değerlendirecek olursak, düpedüz cinnet halindeki güçler"dir (1).
Yukarıdaki paragrafı çürüten (yani sadece bu tutumun milliyetçilikte olmadığını gösteren) Tarihi bir kişilik var. İsmi "İosif Besarionis dze Cugaşvili" aslen Slav da değil. fakat Sovyeterin yani İşçi Sııfının Lideri. "Vagonları" ve düzeltmeye çalıştığı halkları bir yana bırakalım. En yakının da ki görev arkadaşlarıın çoğunu düşman olduğu gerekçesiyle İdam ettirmiş biri.

Şimdi benim bu yazdığıma karşılık şöyle düşünülebilir. "İyide biz burada miliyetçiliği tartışıyoruz." evet milliyetçiliği konuşurken de şöyle yapabiiriz.

1- hoşumuza ve kimsenin hoşuna gitmeyecek olan her şeyi toplar miliyetçilik sepetine atarız. "bu dışlamayı yaparak böylece sn. doçentin dediği gibi karşımızda tam bir düşman yaratmış oluruz )

2- O duygunun kaynağını görmeye çalışırız.

1 sırada saydığım tutumu sadece miliyetçilik içinde yapmıyoruz.

Örneğin mezhepsel olarak da yapıyoruz misal "Şia" hoşa gitmeyince Haricileri, Batınileri, Zerdüştleri, budistleri hoşumuza gitmeyen herşeyi "Alevilik" adı altında toplayıp. Hem şia yı kötüleyip Hem karşıt bir grup oluşturuyor hemde kendi inancları korunmaya çaışılıyor. halbuki Hz. Ali küfe camiin de Bir Harici tarafından zehirli kılıçla hançerlenerek şehit edildi.

demekki bu Düşman bumak ve tetikte yaşamak "İnsan Doğasından" geliyor. Daha halksal bir tabirle "Habil ile Kabil" den beri geliyor yani yaratılışta bu var. Zaten bu dünya sınavının "oturumlarından" biride bu..

Alıntı:
Aydınlanma felsefesinde ulus ve ulus-devlet anlayışı
Düşünsel kaynakları Aydınlanma felsefesinde bulunan ülkesel (territorial) ulus-devlet fikriyle 19. yüzyılda kuramsal ve pratik olarak somutlaşan ulus-devlet(ler) modeli, hem fikrî temelleri bakımından hem de ikincinin oluşum ve uygulamaları dikkate alınarak ilkinin kurguladığı yapıyla karşılaştırıldığında, büyük farklar göstermektedir.
Büyük Fransız Devrimi ile somut bir örneğine kavuşan Aydınlanma'nın devlet telâkkisi, esasen Devrim öncesi Avrupası'nın mutlakiyetçi ve meşruluğunu dinden alan devlet biçiminin antitezini oluşturmaktadır. Temel kaygı, bu biçimin dayandığı "kutsalları" tasfiye etmek ve yerine "aklın ilkeleri"ni ikame etmektir. Aydınlanma, bu bakımdan tam bir demistifikasyon sürecidir. Kutsalların tasfiye
ikinci olarak yukarıdaki kısım Fransızların, Avrupalıarın Aydınlanma çağını anlatıyor. Beni bağlamıyor.. Çünkü ben İnsanlık Medeniyetinin temeli olarak Avrupa Medeniyetini görmüyorum.. Bakarsanız Avrupa medeniyetinden çok daha eski ve büyük uygarlıklar yaşamıştır. sonra Avrupalılar Mısıra bakıp hoşlarına gitmeyince "Bunları uzaylılar yaptııı hede hödö" diye kıskançlıkta yapabilen insanlar

Avrupa aydınlanma çağını geçti şimdi duraklamayı yaşıyor.. İkinci dünya savaşında USA nın yardımına ihtiyaç duyduktan sonra iyice gerilediler. Tabi bunda bencillik ve kendini beğenmişliklerinin de payı büyük. Artık USA da nufus dolayısı ile iktidarı zenciler ve "mestizolar" elde edeceği için. Avrupanın yakın zamanda yeniden barbar çağlarına dönüünü görebiliriz. "örneğin İngilterede dazlaklar çoğalabilir vs."

Bayramınız kutlu olsun saygılar.

http://www.bilimvegelecek.com.tr/
__________________
"Ah Florina'yı bırakmayacaktım Florina da ölecektim!"; dedikçe artık gölgelenmeye başlayan bakışlarında, cins atlar gibi geniş sağrılı dik omuzlu dağlarının Makedonya göklerinin ışığı yansır. Yüzü Bulutlardan sıyrılmış gibi aydınlanırdı-Makedonya 1900
Kleshtina isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Eğer var ise yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Dom Toplantıları Nedir? šarenalaža Dom Toplantıları 0 6. September 2008 22:48


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:48 .


Powered by V Bulletin Version 3.6.8
Designed By balkanskidom
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.