Balkanskidom - Göç edemeyeceğiniz tek adres...  

Geri git   Balkanskidom - Göç edemeyeceğiniz tek adres... > Dom altında her şey yerli yerinde > Seljak muhabbeti > Münazara, Münakaşa, Felsefe ve Edebiyat
Yardım Seljak Listesi Radio and TV Forumları Okundu Kabul Et

Münazara, Münakaşa, Felsefe ve Edebiyat Balkanlarda felsefe ve edebiyat...Münazara da mümkün tabi...

   

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 24. August 2007, 14:37   #11
vodolia
Seljak Sa Macugom
 
vodolia - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 1.870
Seljak 438 Mesaj için 1.456 Teşekkür aldı.
This message has been thanked: 5 times
Seljak 4 Mesajda 4 Defa Eksilendi!
vodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutarvodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutarvodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutarvodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutarvodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutarvodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutarvodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutarvodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutar
Cevap: konusu balkanlar olan kitaplardan örnekler



Berkant Çolak, doğdukları topraklardan göçe zorlanan insanları öyküleştirdiği ‘Mübadele’de tarihe tanıklık ediyor. Tudem Kültür Yayınlarından çıkan yapıtta Çolak’ın fotoğraflarına 49 şairin şiiri eşlik ediyor.

Mübadele => DEĞİŞ TOKUŞ, DEĞİŞME İtilaf Devletleri (İngiltere, Fransa, İtalya) ve Yunanistan’ın, Anadolu’yu işgali ile başlayan Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923’te, taraflar arasında imzalanan Lozan Antlaşması’yla son bulur. Bu antlaşmanın maddelerinden biri aynen şöyledir: “İstanbul’daki Rumlar ile Batı Trakya’daki Türkler dışında, Türkiye’deki Rumlar ile Yunanistan’daki Türkler değiştirilecektir.” Bu madde kısa bir süre sonra uygulamaya konulacak ve yüz binlerce insan evinden, bağından, bahçesinden, komşusundan, dostundan ayrılıp hiç görmedikleri, hatta haritada dahi yerini bilmedikleri diyarlara göç edeceklerdir. İşte bu çalışma, doğduğu toprakları terk edip göçe zorlanan ve dört bir yana savrulan insanların hikayelerini fotoğraf ve şiirlerle konu alır. Fotoğraflar, Yunanistan’da ve Türkiye’de çekilmiştir.Bu fotoğraflar, mübadeleyi birebir yaşayan veya ailesi yaşamış olan insanları ve ortamları yansıtır.
Çalışmada yer alan şiirlerin büyük bir kısmı fotoğraflar için özgün yazılmıştır. Diğer bir kısmı ise, mübadele hakkında yazılı olan şiirlerdir. Amacım, kelime anlamı değişim gibi basit olan mübadelenin seksen küsur yıl geçmesine rağmen, yaşamlarda ne kadar derin iz bıraktığını fotoğraflarla saptamak, daha sonra da hecelerle buluşturmaktı.

__________________
umornom je srcu predah,ono sto se zove sevdah....
vodolia isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31. August 2007, 15:00   #12
vodolia
Seljak Sa Macugom
 
vodolia - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 1.870
Seljak 438 Mesaj için 1.456 Teşekkür aldı.
This message has been thanked: 3 times
Seljak 4 Mesajda 4 Defa Eksilendi!
vodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutarvodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutarvodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutarvodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutarvodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutarvodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutarvodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutarvodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutar
Cevap: konusu balkanlar olan kitaplardan örnekler



büyük öykü yazar Melih Cevdet Anday'ın yazısı, Cumhuriyet Gazetesi, Haziran 1984
__________________
umornom je srcu predah,ono sto se zove sevdah....
vodolia isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 6. September 2007, 12:46   #13
vodolia
Seljak Sa Macugom
 
vodolia - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 1.870
Seljak 438 Mesaj için 1.456 Teşekkür aldı.
This message has been thanked: 3 times
Seljak 4 Mesajda 4 Defa Eksilendi!
vodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutarvodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutarvodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutarvodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutarvodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutarvodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutarvodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutarvodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutar
Cevap: konusu balkanlar olan kitaplardan örnekler



Kadir Albayrak
Emre Yayınları


Bogomilizm Ortaçağ Avrupası'nda ortaya çıkmış heretik bir dini akımdır. Elinizdeki kitap okuyucuya bu dini akımın tarihsel ve kültürel kökenleri ve bu akımın bağlılarının inanç ve ibadet şekilleri hakkında ayrıntılı bilgi sunan akademik bir çalışmadır. Bu akımın mensupları kendilerini Hıristiyan diye nitelemelerine rağmen birçok konuda yaygın Hıristiyan anlayışından farklı inanca sahiptiler. Örneğin, teslise inanmıyor, Hazreti İsa'nın Tanrı değil, peygamber olduğunu düşünüyor, Papalık otoritesini tanımıyor ve haç gibi dini sembolleri kabul etmiyorlardı. Bogomiller bu özelliklerinden dolayı Ortaçağ boyunca Papalığın büyük tepkisiyle karşılaştılar. Engizisyon mahkemelerinde ölüme mahkum edildiler. Birçoğu işkenceye uğradı ve sürgün edildiler. Bogomillerin yukarda bahsedilen özelliklerinden dolayı, Türklerin Bosna Hersek'i fethetmesiyle karşılaştıkları İslamiyet'i kendilerine yakın hissetmişler ve kitleler halinde Müslüman olmuşlardır. Bogomiliz ve Bosna Kilisesi genelde dinler tarihi ve özelde Hıristiyanlık üzerine çalışan araştırmacılar ile dini akım, mezhep ve mistisizim gibi konularla ilgilenen genel okuyucu kitlesi için doyurucu, tarafsız ve ayrıntılı veriler sunuyor.
__________________
umornom je srcu predah,ono sto se zove sevdah....
vodolia isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 6. September 2007, 21:46   #14
vodolia
Seljak Sa Macugom
 
vodolia - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 1.870
Seljak 438 Mesaj için 1.456 Teşekkür aldı.
This message has been thanked: 4 times
Seljak 4 Mesajda 4 Defa Eksilendi!
vodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutarvodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutarvodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutarvodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutarvodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutarvodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutarvodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutarvodolia de yetenek var...yürü be seni kim tutar
Cevap: konusu balkanlar olan kitaplardan örnekler



Rumeli'den İzmir'e: Yitik Yaşamların İzinde
Engin Berber
İzmir Belediyesi Yayınları



Bir Bitli Muhacir Hikayesi

BENİ önce o fotoğraf etkiledi. Çankaya Köşkü'nün bahçesinde, Atatürk heykelinin önünde duran bir kadın.

Avrupa'nın hangi gelişmiş merkezine koysan, orada yabancılık çekmeyecek modern bir kadın fotoğrafı.

Bu işte o kadının hikáyesi.

Daha doğrusu o ve onun kız kardeşinin.

İsimleri Zeliha ve Nafia Bilge.

İkisi de İzmirli. Onların hikáyesi, dünyanın bütün göçmenlerinin, özellikle de yurtlarından zorla sökülüp çıkarılan insanların ortak hikáyesidir.

* * *

Hikáye, 1922 yılının soğuk bir kış gününde Yunanistan'ın Florina Kasabası'nda başlıyor.

Florina, eski Osmanlı'nın Manastır Vilayeti'ne bağlı 4 ilçeden biridir. Yunanistan sınırları içinde bir kasabadır.

O akşam geç saatlerde, ev sahibesi Güzide Hanım ve kızları sokaktan gelen sesleri fark ederler.

Pencereden dışarı baktıklarında, Anadolu'dan gelen Rum mübadillerin kasabaya girdiklerini görürler.

Bir süre sonra aynı duyguları onlar da yaşayacaklardır.
Çünkü Türkiye ile Yunanistan arasındaki nüfus mübadelesi anlaşması, onları da doğdukları bu güzel kasabadan söküp çıkaracaktır.

Güzide Hanım kızlarına, ‘‘Bizim evimizin altı müsait. Bu zavallı insanları sokakta bırakmayalım, bir aileyi de biz yanımıza alalım'' der.

Alırlar. Gelenlerden biri genç bir hamile gelindir. Ellerine sarılır, öper.

Rum mübadiller Kütahya'dan gelmektedirler.

Kadınlarının altlarında şalvar, başlarında rengárenk yemeniler vardır.

Bu halleriyle Türklerden hiç farkları yoktur.

Güzide Hanım'ın iki çocuğundan biri genç kızlığa yeni girmiş ve çarşafa bürünmüştür.

Ertesi sabah kahvaltı için bir araya geldiklerinde, Anadolu'dan gelen Rum aile, ‘‘Genç kızınız nerede'' diye sorar. Onlar da ‘‘Bizde adet böyledir. Yabancı erkeklerin yanına çıkamaz'' derler.

* * *

Rum aile şaşırır. ‘‘Bizim Kütahya'da Türk komşuların hiç böyle adetleri yoktur. Onlarla rahat rahat görüşebilirdik. Galiba biz buralara hiç alışamayacağız'' derler.

Geldikleri Anadolu'nun Müslüman Türkleri, Yunanistan'daki Türklerden daha az mutaassıptır.

Türk aile, gelen mübadilleri, komşuları olan Yunanlılarla tanıştırmak isterler. Onları evlerine davet ederler.

Ancak bu davet sırasında ikinci şaşkınlık gelir.

Kütahya'dan zorla gönderilen Rumlar, hiç Yunanca bilmemektedirler. Konuştukları tek dil Türkçe'dir.

Yunanlı komşu şaşırır. ‘‘Bunlar ne biçim Yunanlı, dilimizi bile konuşamıyorlar'' der.

Ama Anadolu'dan gelen Rumlar da aynı şaşkınlığı yaşarlar:

‘‘Bunlar bizim dilimizi konuşmuyorlar. Galiba biz buralara hiç alışamayacağız.''

Mübadele işte bu insanların dramıdır.

Yunanca bilmeyen Rumlar, O Rumlara, komşularından daha yakın Türkler.

Türkiye'yi anavatan kabul eden Rumlar, Yunanistan'ı anavatan kabul eden Türkler.

* * *

Bundan beş altı ay sonra sıra Florina Türklerine gelir.

Bu defa onlar yola koyulurlar.

Önce Selanik, sonra vapurla İzmir Klizman'daki karantina.

Oradan Ayvalık ve sonunda bugünkü adı Kemalpaşa olan, İzmir'in girişindeki Nif.

Bir gün, bahçe komşularının bağırışını duyarlar.

Bir tavuk, oranın yerlisi kadının bahçesine girip sebzelerini yemektedir.

Yerli kadın bağırır:

‘‘Batasıca vapurlar, nereden getirdiler bu bitli muhacirleri...''

Oysa tavuk onların değildir. Genç mübadil, dışarı çıkıp komşuya bunu söylemek ister.

Ama annesi tutar. ‘‘En iyisi duymamış gibi yapmaktır'' der.

O sırada başka bir Türk komşu çıkar ve ‘‘O tavuklar bu insanların değil, benim. Ne diye bağırıyosun'' der.

Ama yerli komşu vazgeçmez. ‘‘Olsun, onların da tavukları var'' der.
Ne var ki, aynı kadın bir ay sonra onlara gelip özür dileyecek ve aralarında çok iyi dostluklar oluşacaktır.

Aynı günlerde ailenin erkek çocuğu da okulda zor durumdadır.

Arkadaşları, ‘‘Siz ne biçim Türk'sünüz. Evlad-ı fatihanı düşmana bırakıp kaçıp geldiniz'' diye suçlamaktadır.

Tabii mübadil çocukların cevabı da hazırdır:

‘‘Asıl siz kendinize bakın. Anavatanı bile düşmana verdiniz de, bizim oraların Kemal Paşa'sı gelip kurtardı.''

* * *

Bu hikáyeyi, İzmir Belediyesi'nin yayınladığı ‘‘Rumeli'den İzmir'e: Yitik Yaşamların İzinde'' adlı kitapta okudum.

Kitabı Engin Berber derlemiş.

Kitapta böyle çok etkileyici hayatlar var.

Tıpkı benim babaannem gibi.

Yani 20'li yaşlarında geldiği İzmir'de, 90 yaşına kadar ‘‘hiç gelmemiş'' gibi yapan, sadece Rumeli türküleri söyleyerek hep geri gideceği günleri düşünen babaannem gibi
Mübadillerin ve göçmenlerin hayatını en iyi özetleyen sözler işte bunlardır:

‘‘Duymamış gibi yapan, gelmemiş gibi yapan insanlar.''

Bu, biz göçmenlerin ‘‘sessizlik ve anavatana şükran felsefesidir''.

Ertuğrul ÖZKÖK
__________________
umornom je srcu predah,ono sto se zove sevdah....
vodolia isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14. September 2007, 01:38   #15
lazkizi
Laz asıllı dom bıcırı
 
lazkizi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 738
Seljak 54 Mesaj için 117 Teşekkür aldı.
This message has been thanked: 3 times
Seljak 4 Mesajda 4 Defa Eksilendi!
lazkizi is on a distinguished road
Cevap: konusu balkanlar olan kitaplardan örnekler

Balkan Blues

Petros Markaris
Merkez Kitapçılık;
İstanbul, 2007, 14 x 20 cm, 132 sayfa, Türkçe, Karton Kapak.



Balkan Blues'da, günümüz Atina'sında geçen dokuz ilginç öykü yer alıyor. Ortak temaları, Atina'ya yasal ya da yasa dışı yollardan ve özellikle Balkan ülkelerinden gelen ve büyük kentin renkli karmaşası, kalabalığı içinde kaybolan mülteciler. Keman sanatçısı bir Bulgar, Olimpiyat stadının inşaatında çalışan ve bir cinayete karışan Arnavut işçiler; yaşlı bir Yunan'ın en iyi dostu olan Afrikalı küçük bir kız; ocakbaşında garsonluk yapan maç hastası bir Sudanlı; Bosnalı Sırp olduğunu iddia eden ve dilencilik yapan genç bir Yunan kimyager; ailesiyle birlikte işlettiği lokantasında Rusya'daki yaşam felsefesini devam ettirmeye çalışan bir Rus; fahişelik yaparak hayatlarını kazanan Bulgarlar, Ruslar, Rumenler; Mafya'nın kol gezdiği sokaklar, ve elbette Atinalılar. Petros Markaris, Atina'nın kaotik sokaklarını anlatırken çağımızın bütün büyük kentlerinin bir tablosunu da çizmiş oluyor; bu insanların trajikomik ama evrensel hikâyelerini, tarafsız bir bakışla ve son derece ayrıntılı gözlemlerle, insancıl, duyarlı ve gerçekçi bir yaklaşımla sunuyor okura.
lazkizi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14. September 2007, 01:40   #16
lazkizi
Laz asıllı dom bıcırı
 
lazkizi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 738
Seljak 54 Mesaj için 117 Teşekkür aldı.
This message has been thanked: 4 times
Seljak 4 Mesajda 4 Defa Eksilendi!
lazkizi is on a distinguished road
Cevap: konusu balkanlar olan kitaplardan örnekler

Balkan Blues

Petros Markaris, çeşitli vesilelerle aşina olduğumuz bir isim. Her şeyden önce, Theo(doros) Angelopulos'un altı filminin senaryolarında imzası olan kişi diye tanıyoruz onu: '1936 Günleri', 'Büyük İskender', 'Leyleğin Geciken Adımı', 'Ulysse'in Bakışı', 'Sonsuzluk ve Bir Gün', 'Ağlayan Çayır'. Yeşim Ustaoğlu'nun son filmi 'Bulutları Beklerken'in senaryosunda yönetmenle birlikte imzası var. Oysa edebiyat dünyasına 1965 yılında yazdığı 'Ali Reco'nun Öyküsü'yle dahil olmuştu. Sonraları, daha çok oyun yazarı (Kral İbu'nun Destanı, Atlar) ve senarist olarak tanındı.
Ancak burada her şeyden çok polisiye roman yazarı olarak biliniyordur diye düşünüyoruz. Polisiye alanında adı ilk kez, Yunan televizyonunda üç yıl oynayan 'Bir Cinayet Anatomisi'nin senaristi olarak duyuldu. Bunun ardından seyredilmeyi değil, okunmayı amaçlayan polisiyelere yöneldi. Komiser Kostas Haritos'un kahramanı olduğu üç polisiye romanını okuduk: 'Gece Bülteni', 'Alan Savunması' ve 'Che İntihar Etti'.
İlki, Panayot Abacı'nın çevirisiyle Doğan Kitap'tan çıkmıştı. Yasadışı organ ve çocuk ticareti üzerine kurulmuştu. Devletle sıkıfıkı
ilişkileri olan Yunan medyası, özellikle sansasyon meraklısı TV habercileri de ön plandaydı. Saadet Özen'in çevirdiği ve Can Yayınları'ndan çıkan 'Alan Savunması'nda Markaris bize futbol dünyasının karanlık yanını tanıttı. Haritos, Santorini Adası'nda işlenmiş bir cinayeti çözmeye çalışırken çok zorluk çekiyor, çünkü üçüncü lig takımlarının da içinde olduğu birinci sınıf bir 'alan savunması' uygulanmakta. Ogün Duman'ın çevirdiği 'Che İntihar Etti' de Can Yayınları'ndan çıktı. Bu sefer Markaris'in esrarı eski solcular üzerine kuruluydu. Cunta döneminde direnmiş, eziyet çekmiş ama sonradan zengin olmuş eski solcular birer birer intihar etmeye başlıyordu, hem de 'halka açık' olarak. İlk intihar eden kişi, büyük işadamı, sabık devrimci Yason Favieros'tu.
Polisiye edebiyatın gözümüzde en maruf karakterlerinden Kostas Haritas, Ruth Rendell'in Wexford'u, Donna Leon'un Brunetti'si gibi, Martin Beck ve Maigret gibi, idealleri sık sık darbe aldığı, pek çok hayal kırıklığı yaşadığı halde, hâlâ bir tür adalete inanan, namuslu bir adam olarak, ilgi çekici, hatta ne yalan söylemeli, sıra dışı bir polis. Buna karşılık insan olarak sıradan, inanılır bir şahıs. Benzer başka birkaç karakter gibi kendini umutsuzluğa kaptırmamış olması da, olumlu bir yanı. Onunla Petros Markaris'in dokuz hikâyeden oluşan yeni kitabında da karşılaşıyoruz.
Yunanistan'daki Balkan mültecilerin kahramanları olduğu 'Balkan Blues'un ilk hikâyesi 'İngilizler, Fransızlar, Portekizliler...'i o naklediyor. İşin içinde gene 'Alan Savunması'nda olduğu gibi futbol ve 'Gece Bülteni'ndeki gibi Arnavutlar var. Bir inşaatta işçi olarak çalışıyorlar, hiçbirisi Yunanca bilmiyor, bir ustabaşı onlara tercümanlık ediyor. Cinayetler de var: çıplak, ortaparmağı havada adeta onları bulanlara küfreden cesetler. Kitabın son hikâyesi 'Sonya ile Varya'nın bitiminde ise Sonya'yı emniyete çağıran komiserin adı Harito olsa da, belki odur diyoruz, tarifi, davranışı uyuyor.
Ancak, İlknur Özdemir'in çevirisiyle Merkez Kitaplar'dan çıkan 'Balkan Blues', Haritas'tan ibaret değil, onun üzerine de değil. Haritas, Petros Markaris'in son kitabının konuklarından biri. 'Balkan Blues'un asıl kahramanları ise, Yunanistan'a sığınmış çoğu Balkanlar'dan, çoğu yasadışı olarak gelmiş mülteciler. Ülkesinde keman çalan, pekiyi derecelerle eğitimini tamamlamış bir Bulgar ile onun birlikte çalıştığı Arnavut flütçü kız; ilk hikâyedeki cinayete ucundan kıyısından bulaşan ve Olimpiyat Stadı'nın inşaatında çalışan Arnavut işçiler; her gün parka gelen yaşlı Yunanlıyla dost olan Afrikalı küçük kız; ocakbaşında garsonluk yapıp sayısal oynayan futbol hastası Sudanlı; Bosnalı Sırp kisvesi altında dilencilik yapan Yunan kimyager; Atina'daki Rus lokantasında ailesi üzerinde terör estiren yaşlı Rus; hayatlarını fahişelikle kazanan Bulgar, Rus ve Romen kızlar...
Petros Markaris, Yunanlıların ruhundan nasıl anlıyorsa, mülteci ruhunu da anlıyor. Eh, aslında o da bir mülteci sayılır. 1937, Heybeliada doğumlu, sonra Yunanistan'a yerleşmiş. Dolayısıyla, her iki tarafta da 'azınlık'lara nasıl muamele edildiğine vâkıf. İnsanlara da, ister ezsinler, ister ezilsinler, Kostas Haritas'ın hoşgörüsü, anlayışıyla bakıyor. Yazarı tanıyanlara da, tanımayanlara da tavsiye olunur. Belki sonra dönüp polisiyelerini de okursunuz...

04/09/2007 - Radikal
Sevin Okyay
lazkizi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 18. September 2007, 16:38   #17
šLjiVoVicA
Prvi seljak
 
šLjiVoVicA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2007
Mesajlar: 2.120
Seljak 620 Mesaj için 2.341 Teşekkür aldı.
This message has been thanked: 4 times
Seljak 7 Mesajda 9 Defa Eksilendi!
šLjiVoVicA is on a distinguished road
Cevap: konusu balkanlar olan kitaplardan örnekler

Karda Kalan İz
Ali Koçak




Ali Koçak 'Karda Kalan İz'de, unutmaya çalıştığımız bir savaş dönemini öykülerle anlatıyor. Kitap yedi ayrı ama zincirleme bütünlük taşıyan öykülerden oluşuyor...


Ali Koçak, 1992-1995 yılları arasındaki Bosna Savaşı'nı bir gazeteci olarak izledi. Anadolu Ajansı muhabiri iken, o tarihte Hürriyet gazetesi Saraybosna muhabiri Münire Acım ile birlikte Sırplar tarafından kaçırılarak günlerce esir tutuldu. Hatta ikili, o kaçırılma öyküsünü daha sonra kitaplaştırdı.
Karda Kalan İz ise, Ali Koçak'ın yedi ayrı öyküden oluşan ama zincirleme bir bütünlük taşıyan yeni kitabının adı. Öykülerin tümü de, tek bir anın çevrelediği başka anların hüzünlü anlatımından oluşuyor.
Aslında tüm öykü, hatta buna yetmiş iki sayfalık 'kısa roman' bile diyebilirsiniz, ekmek almak üzere fırına giderken Sırp 'keskin nişancı' tarafından vurulan Bosnalı kız çocuğu üzerine kurulu. Ali Koçak, ustaca bir kurgu gerçekleştirerek, kendi serüveni ile altı ayrı karakteri, yıllarca süren Bosna Savaşı'nın derin trajedisiyle buluşturmuş.
Ali Koçak, kitabına, fırına ekmek almak üzere giden küçük kız çocuğunu anlatarak başlıyor. Atılan bir havan mermisinin altüst ettiği fırından kaçarken 'keskin nişancı' tarafından vurulan kız çocuğu, 'karda kalan en güzel iz' olarak betimleniyor.
'Ekmek' adlı ikinci öyküde ise, yazar, "Zaman savaştan önce ve sonra diye bölünebiliyordu" diyerek, sürek avına ilişkin saptamada bulunuyor. Bu kez kurban, fırında çalışan bir işçidir...
'Senin Sevgilindi' adlı üçüncü öykü, Bosna Savaşı'nın hâlâ tartışılan 'savaşta tecavüz' olgusuyla ilgili. Kitabın en hüzünlü, en trajik ve en dayanılmaz öyküsü. Çete, köyün ortasına topladığı insanları topluca öldürürken, bu enstantane, "Yalvaranlar oldu ama, yalvarmaları ölmeden önce aşağılanmaktan başka bir işe yaramadı" sözleriyle anlatılır. Köyün kadınlarına tecavüz eden çeteciler, "Benden çocuğun olsun ister misin?" diye alay etmekten de geri kalmazlar.
Ama tecavüz eden, dönüşünde sevgilisine sarılamaz. Her şeyden, herkesten kaçmaya başlar. Sonunda deli divane olup kaybolur...

Kimliksiz toplu mezarlar

'Fotoğraf' adlı öykü, ilk âna ilişkin vurulma sahnesinin donmuş görüntüsünü betimler. Kenti ikiye bölen nehir, sessizliği de böler. Nehir, ölüm temasının da adeta imgesidir: "Nehre düşenlerin cesetleri, çoğu zaman akıntıyla birlikte, kanlarını akıta akıta ulaştıkları çevre ülkelerin kıyılarına vurur, kimliksiz toplu mezarlara gömülürdü."
Öykü, Boşnaklara göre Selma, Hırvatlara göre ise Senka adlı 'savaşın delisi' kadının savrulmuşluğunu anlatır. Herkesin Selma'ya ilişkin uydurduğu bir hikâyesi vardır. O da, ilk ânın yer aldığı sahnenin bir oyuncusudur. Yazar, 'trajik son'u anlatırken, Mostar Köprüsü'nün üzerinde oturan Selma'ya yöneltir objektifini: "Duruyordu: Çılgınlığın karşısındaki çaresizlikti. Çaresizliğin en katıksız acı olduğunu anlatıyordu. Oturduğu yerde sallanmaya başladı. Bütün vücudu titriyordu. Önüne pimi çekilmiş bir el bombası düştü. Eğildi. Tutunmak istercesine eline aldı.


İtiraf zamanı

Ve bir çocuğa sarılır gibi sarıldı. O fotoğraflara hâlâ bakamıyorum..."
Ve 'İtiraf'... Yani yazarın, kendi öyküsünü anlattığı ve kimliğini sorguladığı bölüm. Ali Koçak, sürekli savaşın ortasında ne aradığını sorup durur. Cevabını veremeyeceği halde kendisine sorular yöneltir. "Bir kere kaçtığınızda, hayatınızın geri kalanını o kaçış ânıyla yaşıyorsunuz" der.
Savaşı yaşayan insanları tasvir ederken, "Anladım ki bu insanlar için sonra yoktu. O an vardı. Sonra, belirsizlikti. O an karşıya geçmeli, evine gitmeli ve biraz daha yakınlarının yanında olmalıydı" ifadesini kullanır.
Ali Koçak'ın hesaplaşması, finaldeki 'Nişancı'ya kadar devam eder. Savaşa ister istemez katılan ama çetin ve acımasız koşullara hemen teslim olan keskin nişancı, öldürdüğü adam sayısına göre övünen dar bir güruhun içinde sürüklenip durur.
Karda Kalan İz, unutmaya çalıştığımız bir savaş dönemine ilişkin ayrıntıları sağlam kurgusuyla edebiyat dünyasına taşımakla kalmıyor, derin bir hüznün ustaca satırlarını da kalbinize nakşediyor.

Cihan Oğuz
__________________
Bolest mi e : Sevda golema!
Teška bolest, ne se lekuva...
šLjiVoVicA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 22. September 2007, 12:23   #18
šarenalaža
Seljak Sa Macugom
 
šarenalaža - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 2.721
Seljak 727 Mesaj için 1.878 Teşekkür aldı.
This message has been thanked: 3 times
Seljak 22 Mesajda 36 Defa Eksilendi!
šarenalaža de yetenek var...yürü be seni kim tutaršarenalaža de yetenek var...yürü be seni kim tutaršarenalaža de yetenek var...yürü be seni kim tutaršarenalaža de yetenek var...yürü be seni kim tutaršarenalaža de yetenek var...yürü be seni kim tutaršarenalaža de yetenek var...yürü be seni kim tutaršarenalaža de yetenek var...yürü be seni kim tutaršarenalaža de yetenek var...yürü be seni kim tutar
Cevap: konusu balkanlar olan kitaplardan örnekler

The Albanians diye Miranda Vickers'e ait bir kitap. I.B.Tauris yayınlarından.


INTRODUCTION

Anon from the castle walls the crescent banner falls ,
And the crowd beholds instead , like a portent in the sky ,
Iskander’s banner fly , the Black Eagle with double head ...
And the loud exultant cry that echoes wide and far is :
‘ Long live Skenderbeg ! ’
Henry Wadsworth Longfellow , ‘ Skenderbeg ’ ,
4 February 1873 , Tales of a Wayside Inn ,
London , 1886 , p 244






PREFACE


Since the and of the one-party state in 1990 , and the country's gradual re- emergence from total isolation , interest in Albania has been growing .
However , images of this unknown corner of Europe are for the most part grim , bleak and often misleading . In order to comprehend the ruthless character
of the Albanian regime and the complex series of alliances and splits with order Communist states in the period following the Second World War , it is
necessary to recall the Albanian people's long history of subjugation and humiliation .
Because of the country's geographical position , its political and historical evolution has been shaped by the Ottoman Empire , and the five hundred
years of Ottoman occupation provide the key to understanding Albania today . The period of Ottoman rule had a profound influence on the evolution and
character of Albania society which accounts for many of its distinctive features , such as why so many Albanians chose to convert from Christianity to
Islam . In examining Ottoman rule from the time of the rise of the great Albanian pashaliks in the middle of the eighteenth century it is possible to detect
the first stirrings of an Albanian national consciousness , which gradually developed into a national movement .
The Albanian-inhabited regions of the Balkan peninsula were at the very centre of what became known as the Eastern Qestion , and as a
consequence suffered Great Power rivalry and interference . These regions were claimed either wholly or in part by Serbs , Montenegrins , Greeks and
Bulgarians as part of their historical territories . The Abanian state came into being at the close of 1912 , as the collapse of the Ottoman Empire became
imminent .The fledgling country immediately found itself drawn into the Balkan Wars and the First World War , as Balkan armies marched deep into
Albanian territory with the hope of dividing the state between them . The debate over the final delimitation of Albania's frontiers after the war dragged
on until 1925 , by which time half a million Albanians found themselves included within the new Kingdom of Serbs , Croats and Slovenes . The dictatorship
of Ahmed Zogu was unable to stop Albania becoming a mere Italian colonial dependency , occupied by Italy and then by Germany during the Second
World War . The victory of the Communist-led partisans in the Second World War and the subsequent rule of Enver Hoxha sealed Albanian's fate for the
next 45 years .
These topics provide the general focus of the text , which concludes with a look at how Albania fared during the heady days of 1990-91 and the
emergence of political pluralism within the country . The euphoria following the election victory of the Democratic Party in 1992 already seems to belong
to a past era , as Albania struggles to find its place in a Balkans seething with unresolved tensions , mistrust and insecurity . In looking at the Albanian
question , four issues in particular arouse the most curiosity : why the Albanians were the last Balkan people to develop a national consciousness ;how
the Albania state came into existence ; why half the Albanian nation was excluded from that state ; and why Albania remained for so long one of the
world's most isolated , closed and repressed societies . If this book helps even partially to answer these questions , it will have achieved its objective .
I am greatly indebted to the following people for their specific contributions to this work . To James Pettifer , whose enthusiasm for Albania gave
me often needed encouragement ; to Geoffrey Stern , for his helpful suggestions and a careful , informed reading of the text ; to Dr Mark Wheeler , for
his brief but useful comments ; to Harry Hodgkinson , who let me use his unpublished correspondence with Edith Durham and enlightened me with
many informal discussions about her work in Albania and the life and times of King Zog . The British Academy and the Historical Association provided
financial assistance . I am also grateful to the British Council ; to Dr Marenglen Verli ; to Ihsan Toptani ; to the Koca family , for letting me share their home
in Tirana ; to Emma Sinclair-Webb for her patience , good humour and useful ideas ; and especially to Gerard Rosato , who read and commented on the
text despite having heard the word Abania perhaps once too often .

online okumak için
__________________
Kimden kaçıyoruz kendimizden mi? Ne olmayacak şey! Kimden kapıp kurtarıyoruz. Haktan mı? Ne boş zahmet!


Rengarenk dünyada bir adam gezer,
ne zengin, ne fakir, ne mümin, ne zındık,
hiçbir gerçeğe dalkavukluk etmez,
hiçbir yasağı tanımaz...
Bu alacalı dünyada kimdir bu adam, cesur ve üzgün?
šarenalaža isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 28. September 2007, 20:18   #19
isadora
Prvi seljak
 
isadora - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2007
Mesajlar: 543
Seljak 43 Mesaj için 183 Teşekkür aldı.
This message has been thanked: 4 times
Seljak 0 Mesajda 0 Defa Eksilendi!
isadora is on a distinguished road
Cevap: konusu balkanlar olan kitaplardan örnekler



Srebrenitsa'nın Öyküsü
Isnam Taljic


Srebrenitsa: Batı medeniyeti ve BM'nin tarihin çöplüğüne gömüldüğü şehir.

Birleşmiş Milletler tarafından Güvenli Bölge ilan edilen Srebrenitsa'da 11 Temmuz 1995'te binlerce insan, BM'nin ve tüm dünyanın gözü önünde Sırplar tarafından katledildi ve yaşadığı yerleri terk etmeye zorlandı. Üstelik Sırp askerlerin konvoyunun benzini Hollandalı askerler tarafından karşılanmıştı. Geriye insanlık tarihinin en büyük utanç tablolarından biri kaldı...

Hala tam anlamıyla açıklığa kavuşturulamayan Srebrenitsa katliamı, insanoğlunun gördüğü en büyük kıyımlardan biri ve bugün katliamın 12. yılında hala mezarlardan insan iskeletleri ve tüyler ürpertici yeni belgeler ortaya çıkmaya devam etmekte...

2007 Şubatında Uluslararası Adalet Divanı, Srebrenitsa'da yaşananların soykırım olduğu yönünde karar aldı, ama, "Suç var, suçlu yok" dedi ve tutuklanacak kimseyi bulamadı.

Balkan edebiyatının en büyük isimlerinden Isnam Taljic, Srebrenitsa'nın öyküsü ve dramını anlatıyor. Derdini anlatacak kimseyi bulamayan, yıkılmış, bitik insanların öyküsü bu. Çaresizliğin resmi...
__________________
Zavallılık; başkasının başarını kendi başarısızlığı sanmaktır.
isadora isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 29. September 2007, 12:22   #20
TaMnoPlaVa
 
Mesajlar: n/a
Cevap: konusu balkanlar olan kitaplardan örnekler

Mehmet / Balkan Muhaciri



1912–1914 Balkan Savaşı sonrası tehcire uğrayan ve 1 milyondan fazla Müslüman-Türk nüfusun göçüyle sonuçlanan o büyük trajedinin başlangıcı 1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı’dır. Osmanlı yenilmiş, Bulgar halkı bağımsızlığını ilan etmiştir.

Halk arasında 93 Harbi olarak bilinen Osmanlı-Rus Savaşı sonrası Balkanlardaki Türk-Müslüman nüfusa artık yol görülmüştü. Kendisi de bir Tuna çocuğu ve Silistreli Balkan göçmeni olan Ziya YAMAÇ, 1890–1900 yılları arası trajediyi ve muhacirlerin Trakya’ya yerleştirilmesi macerasını çok özgün bir Balkan Türkçesiyle romana çeviriyor.

Türk Edebiyatında bir ilk olan bu eser, ülkemizde muhacirler olarak bilinen milyonlarca yurttaşımızın atalarının Anadolu’ya dönüş maceralarına tanıklık etmektedir.
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 2 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 2 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Eğer var ise yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:36 .


Powered by V Bulletin Version 3.6.8
Designed By balkanskidom
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.