Balkanskidom - Göç edemeyeceğiniz tek adres...  

Geri git   Balkanskidom - Göç edemeyeceğiniz tek adres... > Dom altında her şey yerli yerinde > Seljak muhabbeti > Genel ve Güncel
Yardım Seljak Listesi Radio and TV Forumları Okundu Kabul Et

Genel ve Güncel Dünyada genel ve güncel olan ilginç gelen her şeyi burada paylaşabiliriz...

   

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 4. November 2009, 08:28   #1
Ayhan Demir
 
Mesajlar: n/a
Türk olmak iyidir

Türk olmak iyidir

04 KASIM 2009
MİLLİ GAZETE

İstanbul'un kurtuluşu ve Cumhuriyet Bayramı sebebiyle, geçtiğimiz günlerde, şehrin beş büyük camisine mahyalar asıldı. İstanbul'un kurtuluş gününde Sultanahmet Camii'nde "Ordumuza şükran borçluyuz", Eminönü Yeni Cami'de "Milli birlik esastır", Üsküdar Yeni Cami'de "Kurtuluşun kutlu olsun", Eyüp Camii'nde "Önce vatan" ve Süleymaniye Camii'nde "Ne mutlu Türküm diyene" cümlelerinin yazılı olduğu mahyalar yer aldı.

Camilere asılan mahyalar içerisinde en çok tartışılan ve protesto edilen, "Ne Mutlu Türküm Diyene" cümlesiydi. Özgür-Der, "Ne Mutlu Türküm Diyene" mahyasının asıldığı Süleymaniye Camii önünden, "Kanla, Irkla Övünmek İlkelliktir! Elhamdülillah Müslüman'ız!" yazılı pankart ile tekbirler ve sloganlar eşliğinde İstanbul Müftülüğü'ne kadar protesto yürüyüşü yaptı. Süleymaniye Camii'nin önünde toplanan bir diğer grup ise "Genç Siviller" idi. Grup adına yapılan basın açıklamasında, "camilerin ezanın Türkçeleştirilmesinden bu yana bu kadar zulüm görmediği" savunuldu. Diyanet-Sen Genel Başkanı Ahmet Yıldız ise, "Camilere bir kavmi, bir milleti, bir kurumu öven şeyler asılmamalı. Daha evrensel, tüm insanlığı kuşatan mesajlar verilmeli" açıklamasını yaptı.

Aslına bakarsanız Süleymaniye Camii'ne asılan "Ne Mutlu Türküm Diyene" mahyasına karşı olan sadece Özgür-Der, Genç Siviller ya da Diyanet-Sen değil. Aynı zamanda Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri de, Türkiye raporunda, "okullarda yasaklansın" talebinde bulunuyor. Yapılan bu tartışma ve protestolara bakınca, ister istemez, akıla iki soruyu geliyor: "Türk" kimdir? "Türkiye" neresidir?

Papa İkinci Baschalis, Ağustos 1100 tarihli bir fermanında bütün Müslümanları "Turci" olarak nitelemiş ve barbar [barbarorum] sıfatıyla anmıştı. Fermanda, "Müslümanlar eşittir Türkler" ifadesi yer almıştı. Bu fermanın yayımlanmasındaki en önemli sebep, Anadolu'da Müslümanlarla savaşan Avrupa orduları içerisinde bulunan, papazlar tarafından gönderilen notlardı. 11 Ekim 1098'de Antakya'da cereyan eden savaşlara katılan bir papaz'ın notlarında yer alan bir cümle çok dikkat çekici: "Her yerde Türkler."

1188-1190 yılları arasındaki Haçlı Seferine katılan, Alman kralı Friedrich Barbarossa'nın ordusunda bulunan Ansbert, kendi ismiyle anılan ve Latince kaleme aldığı Ansbert Günlüğü'nde, Anadolu'dan, Türkiye [Turchia] diye bahsediyordu. Aynı şekilde 1228-29 yıllarında Bavyeralı şair Tannhauser, Haçlı Seferi Şarkısı'nda [Kreuzfahrtlied] Anadolu için Türkiye [Türkie] nitelemesini şu şekilde kullanılıyordu: "Sert esiyor rüzgârlar / Yüzüme karşı barbarlıktan / Sert ve can yakıcı esiyorlar / Türkiye tarafından..." [Bozkurt Güvenç, Türk Kimliği, Remzi Kitapevi, Sayfa 22]

Öyle zannediyorum ki, bugün bu topraklarda yaşayan insanların yaptığı en büyük hata; bir ırkı, bir kavmi niteleyen Türk ve Türklük ile bizi millet haline getiren Türk ve Türklük kavramlarının iç içe geçmiş olmasıdır. Arkeolojik kazılarla elde edilen bulgular, kan ve gen bağı Anadolu ve Balkan coğrafyasında hayat bulan Türk ve Türklük kelimelerinin içeriğini doldurmaya yetmez.

Açık bir şekilde ifade etmek gerekir ki: İlahi olarak seçilmiş, tarih yapan bir ırk kavramı dini, felsefi ya da insani açıdan saçmalıktan ibarettir. Bunun fazlasıyla farkında olan kadim Türkler, hiçbir zaman ırk ve kan birliğini önemsemiş bir millet olmadılar. Türk tarihinde kan ve ırk birliğine dayanan bir Türklük tasavvuru yoktur. Aksine bir din, kültür, töre birliği, siyasal ilkelere mensubiyetin meydana getirdiği bir birlik söz konusudur. Türk olmanın kaideleri vardır. Türklüğün kaideleri yine Türk tarihinde saklıdır. Türk olmak bir his ve duygu değil, bir bilinç ve bilgi meselesidir.

Her ne kadar Türk kelimesi aslen Çinceden geliyor olsa da; Türklerin yaşadıkları yer anlamındaki Türkiye kelimesini ilk kez kullananlar Avrupalılar olsa da; Türk kelimesini cihanşümul hale getiren Arapçadır. Ancak bu bile "Türk" kelimesinin tarihi bir vakıayı; bir millet olarak Türk ve Türklük kelimelerini karşılar hale gelmesi için yeterli değildir. Türk ve Türklük kelimelerinin bir milleti işaret etmesi çok daha sonraki dönemlere isabet etmektedir.

Açıkçası konuyla alakalı olarak Sayın İsmet Özel'in, Kalın Türk isimli eserinde, söylediği "Türkiye'de yaşayan insanlar ve Müslümanlar olarak; bu ikisini ayırmakta güçlük çekiyorum, pek başarılı sayılmam Türk'ü Müslüman'dan, Müslüman'ı Türk'ten ayırma hususunda" [Sayfa 37] cümlesine aynen iştirak ediyorum. Çünkü "bu toprakların temel özelliği buraların Müslümanlar tarafından vatan haline getirilmesidir." [Sayfa 41]

Anadolu ve Balkan coğrafyasında varlık gösteren Türkler, İslam ile tarihî vakıa haline geldiler, yani millet oldular. Türklük, Oğuzların 1040 yılında Gaznelilere karşı Dandanakan Meydan Savaşı'nı kazanmasıyla bir vakıa olarak tarih sahnesine çıktı. Malazgirt Savaşı [1071], Anadolu Selçuklu Devleti [1075], Osmanlı Devleti[1299], İstanbul'un fethi [1453] ve Türkiye Cumhuriyeti [1923] ise bu coğrafyada yaşayan Türklerin, bin yıllık tarihî şeceresidir. Prof. Dr. İsmail Kara, Cumhuriyet Türkiyesi'nde Bir Mesele Olarak İslam eserinde açıkça ifade ettiği gibi "Türk ve Müslüman kelimeleri birbirinin yerine rahatlıkla kullanılabilecek kelimeler hatta kavramlar olduklarından "Müslüman olmayan Türk" halkın nazarında anlamlı, anlaşılabilir bir ifade değildir." [Sayfa 190-191]

Boş olan her şey kolayca doldurulur. Peki ya, dolu olan? Elbette bunun için önce mevcut olanı boşaltmak şarttır. Kadim ve muhkem bir tarih, din, ahlâk ve siyaset birikimine sahip olan Türkler için de aynı şey geçerlidir. Türk ve Türklük kavramlarının içini başka şeylerle doldurmak isteyenler önce mevcut olanı boşaltmaya mecburlar. Bu sebeple sahip olduğumuz tüm kadim birikimi karalıyor ve tahkir ediyorlar. Bizi Türksüzleştirip, İstiklâl Harbi'nden kalan hesabı kesin ve nihai olarak kapatarak, tarih sahnesinden çekilmeye zorluyorlar.

Bu topraklardaki bin yıllık geçmişe rağmen, Türk olan her şeye karşı çıkarak, hatta Türk olan her şeyden utanarak, nefret ederek nereye varabiliriz? Mevcudun yerine koyacak bir alternatif var mı? Eğer Paris, Londra ya da Cape Town'da inşa edilecek köprü ile İstanbul'da inşa edilecek köprü arasında bir fark olmayacaksa, biz kimiz? Artık bir karar vermek zorundayız: Ya "Ne Mutlu Türküm Diyene" diyerek iddiamızı devam ettireceğiz ya da tarih sahnesinden sessizce çekileceğiz.

http://www.milligazete.com.tr/makale...dir-142531.htm
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Eğer var ise yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:49 .


Powered by V Bulletin Version 3.6.8
Designed By balkanskidom
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.