Balkanskidom - Göç edemeyeceğiniz tek adres...  

Geri git   Balkanskidom - Göç edemeyeceğiniz tek adres... > Dom altında her şey yerli yerinde > Seljak muhabbeti > Münazara ve Münakaşa
Yardım Seljak Listesi Radio and TV Forumları Okundu Kabul Et

Münazara ve Münakaşa Eh bununda kulübü oldu ya neler göreceğiz daha kimbilir...Saygı içinde sevgi pıtırcığı ile ...Kimseyi kırmadan balkanlar hakkında ne tartışmak isterseniz...

   

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 3. March 2009, 15:38   #1
šarenalaža
Seljak Sa Macugom
 
šarenalaža - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 2.721
Seljak 727 Mesaj için 1.877 Teşekkür aldı.
This message has been thanked: 2 times
Seljak 22 Mesajda 36 Defa Eksilendi!
šarenalaža de yetenek var...yürü be seni kim tutaršarenalaža de yetenek var...yürü be seni kim tutaršarenalaža de yetenek var...yürü be seni kim tutaršarenalaža de yetenek var...yürü be seni kim tutaršarenalaža de yetenek var...yürü be seni kim tutaršarenalaža de yetenek var...yürü be seni kim tutaršarenalaža de yetenek var...yürü be seni kim tutaršarenalaža de yetenek var...yürü be seni kim tutar
Komşuluk hakkında...

Osmanlı zamanında birbirine bitişik evlerde, birbirine açılan kapılar varmış onlara komşuluk kapısı denirmiş

komşuluk kapısı ya da kapıcık sokağa çıkmadan yolunuza devam etmenize yada kapı kilidinin dahi ne olduğunu bilmeyen bizimkilerin anlattığı gibi yağmur bastırdığında ıslanmadan eve gelmenize yarayan güvenin,kardeşliğin ve o sıcak komşuluk ilişkilerinin en büyük göstergesiymiş.
bkz : Soru ve Cevaplarla Balkanlar.....

Peki siz komşulukta nasılsınız? Ya da nasıldı komşuluklarınız?

Bizim bir komşumuz vardı Vehbo amca. (HOT sülalesinden) ve bir nar ağacı vardı. Ben ağacı budarken yardım ederim kendisine. 9-10 yaşlarındaydım. Ve o ağacın ilk olmuş narını bana verirdi vehbo amca. O kadar torunu olmasına rağmen ilk nar hep benim olurdu. Hiç unutamam...

Bir başkası da Kamile teyzeydi sürekli bahçesine kaçan topumuzu keserdi. Bir zaman top parası bulamadığımızı bile hatırlarım. Çocuklar çok acımasızdı ve Kamile teyzeye hamile teyze diye bağırır kızdırırlardı...

Komşuluğu yaşamak farklı idi o zamanlarda şimdi ise bir çok komşumuzu tanımıyorum desem yeridir...
__________________
Kimden kaçıyoruz kendimizden mi? Ne olmayacak şey! Kimden kapıp kurtarıyoruz. Haktan mı? Ne boş zahmet!


Rengarenk dünyada bir adam gezer,
ne zengin, ne fakir, ne mümin, ne zındık,
hiçbir gerçeğe dalkavukluk etmez,
hiçbir yasağı tanımaz...
Bu alacalı dünyada kimdir bu adam, cesur ve üzgün?
šarenalaža isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 3. March 2009, 18:30   #2
göçmenyalı
Prvi seljak
 
göçmenyalı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 87
Seljak 12 Mesaj için 36 Teşekkür aldı.
This message has been thanked: 1 times
Seljak 1 Mesajda 1 Defa Eksilendi!
göçmenyalı is on a distinguished road
Cevap: Komşuluk hakkında...

Evet dediklerinizde kesinlikle haklısınız. Artık insanlar değil komşularına, yakın akrabalarına karşı bile tavır almış sanki. Eskisi kadar ne komşuluk ne de akraba ziyareti yapılıyor. Bayramlarda bile durum böyle Tatile gücü yetenler bayramları birer tatil olarak görüyorlar. Gidemeyenler ise komşu akraba ziyareti yapmak yerine dinlenmeyi tercih ediyor. Belki de bunun sebebi biraz internet, biraz televizyon..bu ailelerin çocuklarına da yansıyor. Kapalı odalarda klavye başında çucukluk geçirmek..o çocukları gördükçe ne kadar şanslıymışım diyorum.
__________________
Her millet layık olduğu şekilde yönetilir. Winston Churchill
göçmenyalı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 3. March 2009, 22:11   #3
erke
Drugi seljak
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 90
Seljak 14 Mesaj için 20 Teşekkür aldı.
This message has been thanked: 1 times
Seljak 0 Mesajda 0 Defa Eksilendi!
erke is on a distinguished road
Cevap: Komşuluk hakkında...

Yalnızlaşmaya,robotlaşmaya başladık yahu.Büyük teyzem anlatır Gümilcine'deyken ateşin üstünden demlik el altında kahve ve fincanlar hep hazır dururmuş.Neredeyse hiç bir akşam misafirsiz kalmazlarmış.Annem de anlatır ki köyde biri komşuluğu çıkmadığı zamn acaba hasta mı birşey mi oldu diye endişelenirmiş millet.Şimdi apartmanlara hapsoldu komşuluk,dostluk
erke isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 4. March 2009, 23:49   #4
šLjiVoVicA
Prvi seljak
 
šLjiVoVicA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2007
Mesajlar: 2.120
Seljak 620 Mesaj için 2.340 Teşekkür aldı.
This message has been thanked: 4 times
Seljak 7 Mesajda 9 Defa Eksilendi!
šLjiVoVicA is on a distinguished road
Cevap: Komşuluk hakkında...

Dedemler ilk olarak zeytinburnu ve bayrampaşa'da bölük bir şekilde ikamet etmişler. Daha sonra şimdi yaşadığımız semtte bir arsa alıp üzerine apartman yapmışlar. Velhasıl çok uzun süredir aynı yerde yaşıyoruz. Etrafımızda da bizim gibi balkan göçmenleri bulunmakta. Kimisi zaten akrabamız. Hâlâ eski komşuluk ilişkileri korunmaya çalışılsa da maalesef hiçbir şey, en azından çocukluğumdaki gibi, değil!.. Ama yine de, mesela bir ölüm olduğu zaman ya da bir düğün olduğu zaman herkes kendi evini açar, herkes yardıma koşar... Sormaları bile yeterdir zaten! Ama eskinin komşuluk ve "mahala" kültürü ne yazık ki artık yok. Yalnızca anılar tekerrür edilip eski zaman yad edilir oldu iç çekişleriyle...
__________________
Bolest mi e : Sevda golema!
Teška bolest, ne se lekuva...
šLjiVoVicA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 6. March 2009, 11:23   #5
galata
Prvi seljak
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 1
Seljak 1 Mesaj için 3 Teşekkür aldı.
This message has been thanked: 3 times
Seljak 0 Mesajda 0 Defa Eksilendi!
galata is on a distinguished road
Cevap: Komşuluk hakkında...

Vehbi Vakkasoğlu'ndan güzel bir yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum. Biraz uzun ama okumaya değer...

Komşu Komşunun Gönlüne Muhtaç

Yeryüzünün büyük bir bölümü komşuluğu unuttu. Ama biz unutanlardan olmayalım. Bir selam, bir tebessüm, bir geçmiş olsun, bir tebrik, bir teşekkür ile gönlüne, sevgisine her daim muhtaç olduğumuz insanları mutlu edelim.

Komşuluk kalmalı... Komşuluk yaşamalı... Komşuluk hep var olmalı... Çünkü komşuluk, kendini aşmışlığın, yüreğindekini başkalarıyla da paylaşmışlığın, yani medenileşmenin en önemli göstergelerinden biridir. İnsan dünyevileştikçe, maddeyi esas alıp manayı bir yana ittikçe bencilleşiyor. Bencil insan ise birçok güzellikle birlikte komşuluk ilişkilerini de âleminden siliyor.

Bir emniyet müdürü dostum anlatmıştı:

Adam, dükkânının üstündeki dairede oturuyor. Gece yarısı büyük bir gürültüyle uyanıyor. Bir süre ne olduğunu anlamaya çalışıyor. Alt kattaki dükkânlardan biri soyuluyor. Ama anladığı kadarıyla bu kendi dükkânı değildir. O halde uğraşmaya, dert etmeye, polisi haberdar etmeye gerek yoktur. Çünkü soyulan kendisinin dükkânı değil, komşusununkidir. Ancak, sabahleyin soyulan dükkânın kendisininki olduğu ortaya çıkıyor. Emniyet müdürü, "Kardeşim koca dükkânı boşaltmışlar... Sen üst katta hiçbir şey duymadın mı?" deyince, bu adamcağız, gayet pişkin şu cevabı vermiş: "Vallahi müdür bey, duydum gürültüyü de, ben komşunun dükkânını soyuyorlar sandım!"

"İyi komşu aileden"

Daha kısa bir zaman önce bu ülkede, komşuyu aileden bilen bir anlayış vardı. Rahmetli Alasonyalı Hacı Cemal Hoca'nın deyimiyle, "İyi komşu aileden, kötü komşu gailedendi." "Komşu komşunun külüne muhtaç" derdi atalarımız. Birbirinin hem külüne, hem de her zaman gönlüne muhtaçtı aileler. İyi günde, kötü günde birbirlerinin yanında ve yakınında olurlar, uzak bir yerlere gidecekleri vakit anahtarı komşuya bırakırlardı. Komşu hem evin çiçekleriyle birlikte, müthiş bir insani güzelliği de sulayıp soldurmamış olurdu. O insani güzellik, güven duygusuydu. Birbirinden emin olmaktı. Çünkü onlar "emin" olan Muhammed'in (s.a.v.) ümmetiydi. Ve komşusundan emin olmak, Güzeller Güzeli'nin sünnetiydi... Buyurmuştu ki: "Komşusu açken, tok sabahlayan bizden değildir." "Kim Allah'a ve ahiret gününe iman ederse, komşusuna iyilik etsin." Bir komşu, komşusunun şerrinden, kötülüğünden ve herhangi bir şekilde vereceği zarardan emin değilse, orada Müslümanlık'tan söz edilebilir mi?

Komşuya iyilik imandandır

Müslüman Allah'a teslim olmuş ve kendisine örnek olarak da Hz. Muhammed'i (s.a.v.) almış olan adam demektir. Adamlığı, insanlığı ondan öğrenmiş olan kişi demektir. Eğer gerçekten öyleyse, komşusuna zarar vermesi asla mümkün olamaz demektir. Zira şöyle buyurur Güzeller Güzeli:

"Komşuyu himaye, imanın kemalinden, komşuya zarar vermek de büyük günahlardandır."

"Komşusu zararlarından emin olmayan kimse, cennete giremez."

"Kim Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsa, komşusuna ihsanda (iyilikte) bulunsun."

Bir başka defa da, Güzeller Güzeli, tam üç kere, "Allah'a yemin olsun ki inanmamıştır" buyurdu.

"Kim inanmamıştır, ey Allah'ın Resulü?" diye sorulunca da şöyle buyurmuştu:

"Komşusu zararlarından emin olmayan kimse..."

Atalarımız, bu inançtaki komşuları, "Ev alma, komşu al" sözleriyle çok önemsediklerini asırlardır göstermişlerdir. Ve yine bu sebeple, iyi komşu taşınınca, onun peşinden gitmişler ve mahallelerini değiştirmeyi tercih etmişlerdir.

"Çorbandan komşuna gönder"

Şimdi gördüğümüz acı manzaralar, bu anlayışın neresine sığar. Yalnız yaşayan komşu vefat ediyor, aradan günler geçip ceset kokuşunca, komşular durumdan haberdar oluyor. Hele de, şahidi olduğum şu hatıra hâlâ andıkça içimi sızlatır:

Apartmanın üçüncü katında kına gecesi yapılıyor. Son katta ise bir cenaze var. Cenazenin yakınları, üçüncü kattaki komşularına, oyuna ve eğlenceye iki saat ara vermelerini rica ediyorlar. Ama komşu olamayan bu komşular, bu ricayı, hem de kaba bir üslupla geri çeviriyorlar. Diyorlar ki:

"Tek evladımızın mürüvvetini görmek, bu münasebetle de biraz eğlenmek istiyoruz. Ne yapalım yani, sizin baba da bugün ölmeseydi..."

Oysaki komşunun komşu üzerindeki haklarını Efendimiz (s.a.v.) ne kadar ayrıntılı açıklar:

"Komşu senden borç isteyince vermen, yardım dileyince yardım etmen, hastalanınca ziyaretine gitmen, muhtaç olunca ihtiyacını gidermen, fakirleşince yardımın... Bir hayra kavuşunca tebrikin, musibete uğrayınca, taziyede (teselli)
bulunman, ölünce cenazesine katılman... İzni olmadıkça, binanı onun binasından daha yüksek yapıp, rüzgârına mani olmaman... Çorbandan, az da olsa, ona da göndermek suretiyle, tencerenin kokusuyla onu rahatsız etmemen... Bir meyve satın alınca, ona da hediye etmen... Eğer bunu yapmazsan, meyveyi evine göstermeden gizlice taşıman... Çocuğun da o meyveyi dışarı götürüp komşunun çocuğunu gayza (kızgınlığa) atmasın..."

Kimler komşudur?

Güzeller Güzeli'ne kimlerin komşu sayılacağı sorulduğu zaman da, "Sağa sola, öne arkaya 40 ev komşudur" buyurmuştur.

"Komşudan geleni küçük görmeyin" tavsiyesi de ne kadar kibar ve incelikli bir anlayıştır...

Bir gün Hz. Ali'ye bir komşusu gelir ve bir miktar ödünç para ister. Allah'ın Arslanı, hemen bu isteği yerine getirir ve arkasından da, "Ben kötü komşu oldum, kötü komşu oldum" diyerek, büyük bir hüzünle gözyaşlarına boğulur. Cennet Hanımefendisi, Hz. Fatıma ise, "Ey Ali, neden kötü komşu olasın ki... Komşu istedi, sen de hemen ihtiyacını verip onu sevindirdin" deyince, hepimizi sarsması gereken şu müthiş cevabı verir:

"Ey Fatıma, ben kötü komşu oldum... Çünkü komşunun ihtiyacını anlayamadım ve onu istemek zorunda bıraktım..."

Komşunun hali ile hallenmeyi ve daha o söylemeden derdini anlamayı bir yana bırakın, aynı binada oturanların dahi birbirini tanımadığı bir dünyaya geldik bizler. Bu sebeple yeniden ve bir daha komşuluk hususunda da özümüze ve imanımızın gereğine dönmenin vaktidir.

Komşuluğu unutanlardan olmayalım

Bu gerekliliğin ne kadar önemli ve olmazsa olmaz bir şart olduğunu Güzeller Güzeli çok net söyler:

"Hz. Cebrail bana komşu hakkından o kadar aralıksız tavsiyede bulundu ki, komşu komşuya mirasçı olacak sandım."

Güzeller Güzeli, "Komşudan geleni küçük görmeyin" buyurarak, sevgi iletişimini daima sağlam ve sıcak tutmamızı tavsiye buyurmuştur. Eğer komşudan gelmiyorsa, siz onu küçücük bir şeyle de olsa hatırlayınız... Zira küçücük gördüğümüz vesilelerden büyük ve güzel neticeler çıkmaktadır. Mesela bir selam, bir tebessüm, bir hal hatır soruş, bir geçmiş olsun, bir tebrik, bir teşekkür, bir özür beyanı, bir minik hediye...

Yeryüzünün büyük bir bölümü komşuluğu unuttu. Kendi varlığını esas alıp, nefsaniyetinin çevresinde dönmeye başladı. Biz ise, hâlâ, komşuluktan bir parça haberdarız. Unutanlardan olmayalım. Unutanlar, unutuluyor, un ufak olup dağılıyor ve bu dünyada yalnızlık ve sevgisizlik denilen cehennemin azatsız cezalıları haline geliyor.

Vehbi Vakkasoğlu
galata isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 8. March 2009, 22:38   #6
hana
Prvi seljak
 
hana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 139
Seljak 28 Mesaj için 75 Teşekkür aldı.
This message has been thanked: 3 times
Seljak 1 Mesajda 1 Defa Eksilendi!
hana is on a distinguished road
Cevap: Komşuluk hakkında...

Küçüklüğümde köydeki bahçeli evimizin hemen yanında ilkokul vardı ve bizim bahçeden yana da öğretmen lojmanı vardı.Yıllar önce atanmış ve köyümüzde uzun yıllar görev yapan öğretmen ve ailesiyle biz adeta akraba gibi olmuştuk.Gel zaman git zaman sokaktan birbirlerine geçmekten yorulmuş olacaklar ki ; okulla bizim bahçeyi ayıran duvara kapıcık yapmışlar.. Babannem ne zaman pide ya da ekmek yapsa, koştura koştura bu kapıcıktan geçerek götürürdüm komşuanneme ekmekleri ... Tabi komşuannem de beni tatlı sakız vermeden geri çevirmezdi o zamanlar da o sakızı aldım diye nekadar çok sevinirdim.
Okula başladıktan sonra da; bu kapıcık benim ve kardeşlerimin işimi çok kolaylaştırmıştı..Okul zaten yakındı ama lojmandan geçerek okula gitmek adeta bir ayrıcalık gibiydi..
İlkokul günlerimin uzun tenefüsünde koştura koştura Susam Sokağını izlemek için gelirdim eve, tabiki kapıcıktan geçerek kestirmeden
Çok uzun yıllar kullanılmıştı o kapıcık.. Komşuannemler taşınıp gidince, gelen diğer lojman sakini öğretmen aileleriyle de hemen kaynaşmaya yaradı.. Gün oldu okul kapandı, lojmanda kalan öğretmen de kalmadı.Sonra yeni bir ilköğretim okulu yapılınca lojman yıkıldı,kapıcık kapandı..
Yılların komşuluklarına şahit olmuş kapıcık artık bizim bahçenin duvarında olmasa da; geçmiş yılları yadeden mahalle halkı arasında hiç unutulmadı. Özellikle komşuannem ve öğretmen amcam( küçükken öyle alışmışız hala da öyle hitab ederiz ) köyü ziyarete geldiklerinde mutlaka ama mutlaka kapıcık ın hikayesi de anlatılmadan geçilmez..
Her nekadar bahçe duvarlarında kapıcık olmasa da, şehir hayatına göre köyde komşuluk ilişkileri hala en sıcak şekilde devam etmekte..
__________________
gözler var muhabbet; gözler var buğdayları güneşli bir harman manzarası gibi bakıyorlar. ve sonra ikide bir ve sonra ısrarla bakan ve yarılmış kaşı ve pınarından sızmakta kan.
hana isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15. May 2009, 13:16   #7
glas
Drugi seljak
 
glas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Mesajlar: 182
Seljak 43 Mesaj için 69 Teşekkür aldı.
This message has been thanked: 1 times
Seljak 1 Mesajda 1 Defa Eksilendi!
glas is on a distinguished road
Cevap: Komşuluk hakkında...

Çocukluğumdan hatırladığım çok güzel komşuluk ilişkileri yoktur benim. Yirmi yaşından sonra keşfettim sıcak komşuluk ilişkilerinin de olabileceğini. Taşrada yaşamanın en keyifli yanı. Hormonsuz gıdalar yiyebiliyor ve katıksız sevgiler yaşayabiliyorsunuz.
Çocukluğumun hatırladığım en güzel anları dedemin meyve bahçesinde kiraz ağaçlarını tepensinde geçen zamanlardı. Tam bir kiraz canavarıydım. Bir köy çocuğu olarak meyve sebzeyi bahçeden, eti sütü yumurtayı kendi hayvanlarımızdan elde ederdik. Ta ki üniveriste için doğduğum şehirden ayrılana kadar. Sonra her şeyi dışardan almam gerekti. ama hiç bir zaman aynı lezzeti alamadım. İlk hazır yoğurt yediğim zaman üniversite yıllarımdaydı. En çokta pazardan kiraz alırken zorlanıyordum. Kirazı dalından toplamadıktan sonra lezzeti olmuyor ki.
Bir gün okul dönüşü evimin sokağında üzerimde kırmızı benekler olan bir ağaç gördüm ondan sonrasını çok net hatırlamıyorum eve gelip bir tabak aldığım gibi komşunu kapısını çaldım. Bir yandan da bu ağaç daha önce de var mıydı diye söyleniyorum neden daha önce görmemişim acaba?
Elimde tabak anlattım derdimi. Ben ağaçtan toplamadan kiraz yiyemiyorum toplayayım tartalım ne kadar isterseniz parasını veririm diyorum. Sadece yiyeceğim kirazı ağaçtan toplamak istiyorum ben. Çok tatlı bir teyzeydi. Kızım ne parası al istediğin kadar dedi.
Bu da ayrıca mutlu etti beni, hala bazı değerlerin ölmediğini gösteriyordu.

Aileden uzakta yaşıyorsanız komşularınız ve arkadaşlarınız çok daha önemli oluyor. Komşularla bahçede içilen 5 çayları eşliğinde yapılan sohbetler yorgun bir günün ardından bütün stresini alıyor insanın. Hafta sonları çardak altında yudumlanan türk kahveleri… Dün ilk bahçe sefamızı yaptık Hoş geldin yaz...

Bunu özlemle anlatıyorum çünkü içimde şimdiden sızısını hissediyorum ki yakında bu komşuluk ilişkileri de yok olacak. Çünkü bu günlerde bir takım çıkar oyunları nedeniyle araları bozulmaya başladı. Tıpkı ülkeler gibi insanlarda çıkarları çatışmadığı sürece çok sevgi dolu ve paylaşımcı olabiliyorlar. Komşuluk kapıları konusunda daha önce yazmıştım. Yıllardır süren güzel ilişkiler bir anda çıkar çatışmaları yüzünden parçalanmaya başladı. Ben dışarıdan biri olarak üzülerek izliyorum maalesef. Geçenlerde köyümün son kapıcığı da yıkıldı. Komşuluk kapısı kapandı şimdi yerine bir inşaat başladı. Bir apartman yapılacak ve şehirleşme yolunda daha önce yaşanan her şey burada da tekrarlanacak. Yaşanacakları kestirebilsem de bugünleri yaşadığım için şanslı sayıyorum kendimi.
__________________
Dünyaya sırtınızı dönüp yürürken, o yaşanmamışlıkların izini sürersiniz kuytularda... Ve çoğu zaman kendinizle karşılaşırsınız umulmadık bir köşebaşında...
Elele tutuşur yürürsünüz içindeki çocukla...
O'nu büyütmekten korkarak...
CAN DÜNDAR

Konu glas tarafından (15. May 2009 Saat 19:27 ) değiştirilmiştir.. Sebep: imla hatası
glas isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 16. May 2009, 00:13   #8
kırpık
Drugi seljak
 
kırpık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 173
Seljak 73 Mesaj için 154 Teşekkür aldı.
This message has been thanked: 2 times
Seljak 5 Mesajda 7 Defa Eksilendi!
kırpık is on a distinguished road
Cevap: Komşuluk hakkında...

Benim çocukluğumun en büyük şansı yaşadığım mahallenin içinde her milletten ve her dinden insan barındırdığı gibi her dine ve insana ayrı okul ve ibadet yeride olması idi. Sabah camide Kuran kursuna gider akşam kilisenin bahçesinde meyve toplardık, müezzinde papazda bizi severdi. Mahallemizin parkında başlayan arkadaşlıklarımız, komşuluklarımız halen devam ediyor, 20 yıl geçsede iletişimimizde hiçbir eksiklik hissetmiyorum. Ama yıllar ilerledikçe insanlar yavaş yavaş azaldı, ölüm her kapıya birkaç kez uğradı. Yinede yaşamak istemediğimiz bu ölüm anlarında bile hayrete düşürecek bir bağlılık ve kalabalık, sonrasında ilgi ve alaka görmek beni çok mutlu ediyor. Ya ben bu dünyada çok nadir bulunan bir mahallede, seçilmiş bir hayat yaşıyorum yahut kendimi mi kandırıyorum diyorum.
Halen doğduğum semtte yaşıyorum ve çocukluğumdaki gibi kapısını çalabileceğim yüzlerce insanın varlığını bilmek bana burayı dahada sevdiriyor.
__________________
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür Ve bir orman gibi kardeşçesine
Bu hasret bizim!
kırpık isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Eğer var ise yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:28 .


Powered by V Bulletin Version 3.6.8
Designed By balkanskidom
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.